Ab_ı Hayat Köyü 9-15
Aradan 3 yıl geçmişti.Bu üç yıl sanki bana üç asır gibi
geldi.Ayağım tam anlamıyla iyileşmemişti.Fadime’ nin beni böyle
görmesini istemiyordum.Hayatım bir kabusa dönüşmüş, aklım hep Ab_ı
Hayat Köyündeydi.Bu şekilde gitsem bile tepeye çıkmam imkansızdı.Annem
ve babama düğüm nikahı yapıp evlendiğimi açıklayamazdım.Yaşım yirmiyedi
olmuştu.Annem, Nilgün’ le evlenmem için baskı yapıp duruyordu.
Nilgün’ ün ailesiyle benim ailem yıllardır çok iyi
anlaşıyorlardı.Çocukluğumuzdan beri bizi birbirimize
yakıştırıyorlardı.Nilgün, ailesinin biricik kızıydı.Ailesi jet
sosyetedendi.Galatasaray lisesini beraber bitirmiştik.Ünüversite
tahsilimi Boğaziçi işletmede okudum, Nilgün babasının tekstil
fabrikasında çalışmayı seçmişti.Modacı Zeynep TUNUSLU ile birlikte
marjinal kıyafetlere imza atıyordu.Başarılı bir iş hayatı vardı.Fakat
tenlerimiz uyuşmuyordu.
Ben yavaş yavaş ağır aksak yürümeye çalışıyordum.İşlerin başına
geçmiştim.Kendimi işe vererek gece yarılarına kadar çalışıyordum.
Tek tesellim içkiydi.İçince biraz rahatlıyordum.
Annem ve babam geceleri sosyetik davetlere katılıp
eğleniyorlardı.Beni de götürmek istediklerinde sudan bahanelerle onları
atlatıyordum.Bu yıl her ne olursa olsun köye gidecektim.
Şimdi oğlum üç yaşını bitirmiş olmalı.Fadime ise sanırım yirmi
yaşına basmıştı.Onları mutlaka buraya getirmeliydim.Kimbilir şimdi
hakkımda neler düşünüyordu…Kendisini aldatıp kaçtığımı, yalnız
bıraktığımı sanıyordur.Oysa gerçekleri bir bilseydi ah…içim acıyordu…
Büromda yine sessizce çalışmalarımı yaparken, dışarıdan
sekreterimle kavga eden bir adamın sesleri geldi.Zili çalarak sekreteri
çağırdım:
- Ne oldu Ayşe Hanım? Bu kavga gürültü de ne?
- Efendim köylü bir adam elinde senin fotoğrafla, Temel 17 nin oğlu Kemal burada mı diye soruyor.
Bu sırada açık kapıdan öfkeyle içeri girenin Kayınpederim olduğunu
gördüm.Belinden çıkardığı silahı oturduğum masanın yanına kafama
doğrultarak;
- Ula Çemal seni vuracağum da…
- Ayşe Hanım kapıyı kapatıp dışarı çıkar mısınız! ...
- Ama efendim adam sizi vuracak…Polise haber vereceğim…
- Hayır sakın haber verme, ben hallederim! ...
- Tuh senun suratuna…Kızımı kandırup ortalarda bırakdun…Oğlunu da
aramayasun şerefsuz heruf.Buban olacak O şerefsuz Temel 17 de köyü
bırakup gitmişdu zaten.
- Ne desen haklusun bubacuğum…
Ayağa kalkarak O’ na doğru sekerek yürürüm.Elindeki silahı indirerek:
- Uy anacuğum…Senun sağ bacağuna ne oldi uşşağum?
Üç yıl önce başıma gelen kazayı, Karadenizli olmadığımı ve bütün
gerçekleri olduğu gibi anlattım.Fadime’ yi ve oğlumu çok sevdiğimi,
onları mutlaka yanıma almak istediğimi, bana yardımcı olmasını
söyledim.
Kayınpeder gerçekleri öğrendiğinde gözleri dolu dolu oldu.Bana sarılarak;
- Oyyy kurban oldiğum…Senu yanluş tanımamışum.Benum bildiğum Çemal
dürüst adamdır der durirdum.Ha sana yardum edeceğum.Fadime’yi ve oğlinu
bu gidişimde İstanbul’a ben kaçurup getireceğum.
- Babacuğum beni Koca İstanbul’ da nasıl buldun?
- Fadime’ ye hatıra verdiğun Vesikaluk resminde, fotoğrafçınun
telefoni yaziluydu…Fotoğrafçi, senun ünlü bir ailenun oğli olduğunu
söyledu.İş yeri adresunu yazıverdu.Kolay oldi bulmak damat…
- Sen okuma yazma biliyorsun o zaman?
Yazan: Sedat ERDOĞDU
Arkası Yarın-9.bölüm.-
__________________
Ab_ı Hayat Köyü - 10 -
- Ula onaltı yaşimdan berudur şehirlerde çok değişuk işlerde
çalişdum.Heç okuma yazma bilmez miyum damat…Fadime ve Emine’ de benden
ders aldilar.Fadime okil_mokil görmedu amma çok iyi okir yazar.En
sevdii citap Böyük Atlastır.
- En çok hangi mesleği severek yapiyorsun Alibaba’ cığım (Temel
Reis’ e ben kısaca Alibaba diyordum.Diğer Temel' lerle karıştırmamak
için)
- En çok lokantada aşçiluk mesleğunu seviyorim.Hamsinin her
türlüsüni yaparum.Hamsi tava, hamsi bulama, hamsili köfte, hamsi
turşusi, hamsi tatlısi, hamsi yuvarlama, hamsili pilav aklına ne
gelirse yaparum…
- Çok güzel bir planım var…Sana Boğaziçi’ nde büyük bir lokanta
açacağım...İsmi de “– Beter Hamsi Lokantası-“ …Nasıl? ...Burada
çalışanların hepsi Ab_ Hayat köyümüzün erkekleri olacak…Fadime’ ye de
bizim eve yakın bir ev alacağım.Üç yıl boyunca bu evde diksiyon ve
zerafet dersleri alacak.Oğlum ve hizmetçiyle birlikte bu evde
yaşayacak...Yeter ki sen bana onları getir…
Neden kadınların köyden çıkmasına izin vermiyorsunuz?
Kadin Ağa, kendini hala savaşta zannediyor.Karilarin aklina
giriyor.Dişaru çıkarsanuz Urum’lar sizun ırzınıza geçerler diyor.Türlü
türlü garip hikayeler anlatip duriyor.Çok yaşlidur da, boş
ver…köyümüzde adet olmuş, yıllardur heç bi kari dışari adim
atmamişdur.Kari kısmu köyden çıkup ne edecek, yedikleri önde
yemedikleri arkada damat…
- Ya Fadime gelmek istemezse?
- Ben durumi izah ederum damat senin sakatlandinu duyunca koşa koşa gelucekdur…
- Taka hep erkek dolu olacak nasıl getireceksin?
- Fadime’ ye erkek kıyafetleri giydirip, torinu da finduk sepeti içine dolduracağum.Sen o işu baa bırak damat…
- Seni lokanta kralı yaparsam, bir de sosyeteye girdin mi, babam
senin kızını bayıla bayıla istemeye gelir.Fadime' de üç yıl boyunca
kendini geliştirir nasıl olsa…
- Ula damat lokanta 33 gün kapalı kalacak bu gidişle.Haziranin üçü dedimu ha tum uşşaklar Ab_ı Hayat Köyüne gidecek…
- Kapıya yazı asarız olur biter…” – Ab-ı Hayat Tatili 33 gün KAPALIYIZ…”
Köylüleri lokantaya nasıl toplayacaksın peki?
- Onlara piyangodan para çıktiğunu, buninla lokanta kurduğimu,
herkese iş oldiğunu paralarinu tikur tikur ödeyeceğumu söyledimmi iş
tamamdur…16-20 yaş arasu bulaşuk, 20-30 yaş arasu garsonluk, buruşuklar
da ahçılık yaparlar da…Sen ortalarda görünmeyesun işun aslı bozulmasun!
...
- Ne güzel herşey aslına uygun ve doğal olacak.Beter Hamsi
Lokantası' na da Karadeniz insanı yakışır zaten.Gırgır ve espri bol
olacak desene.Sizin doğal halinizi gören konuklar daha çok gelmek
isteyeceklerdir.
Tamam babacuğum al şu bir miktar parayı yanına evdekilere hediye al! ...
- Ha bu paralari borç olarak aliyorim damat...İlerde hepsinu son meteliğuna kadar ödeyeceğum göreceksun…
- Sen gelinceye kadar bende güzel bir Lokanta ayarlayayım.İçine de
gerekli malzemeleri de koydum mu iş tamamdır.Size de sadece çalışmak ve
yücelmek düşüyor.
Arkası Yarın - 10 - Bölüm
Yazan:Sedat ERDOĞDU
_____________
Ab_ı Hayat Köyü - 11 -Bölüm
Köyün erkeklerinin köyden ayrılma süreleri yavaş yavaş
doluyordu.Süre doldukça, kalbim küt küt atıyordu.Onların dönmelerini
dört gözle bekliyordum.Acaba bir aksilik çıkarmı şüphesi hiç eksik
olmuyordu.
En samimi arkadaşım Ahmet’ e bütün hikayemi baştan sona anlatmış
ve yapacağım işler için organize işleri ona vermiştim.Ahmet’ e bu
sırrımızı kimseye açıklamaması için yemin ettirmiştim.Ev ve Lokanta
işleri tamamdı.
Bizim evin arka sokağında bir ev almıştım.Oturduğumuz eve yakın
olsun ki istediğim zaman Onlar’ ı görebilmeliydim.Eşya seçimini ve
Lokantanın döşeme işlerini Ahmet’ e bıraktım.Lokantanın organize
işlerinden Ahmet sorumlu, lokantanın patronu Kayınpederim
olacaktı.Lokanta bir dönüm arazi içinde boğaz manzaralı iki katlı büyük
bir binaydı…alt katında yemek pişirme merkezi ve dörder kişilik
odalar,içinde her türlü konforu olan yatakhaneler dizayn
edilmişti…Ahmet’le hemen hemen her gün beraberdik ve bu işleri
tartışıyorduk.
Nihayet beklenen gün gelip çatmıştı.Kayınpederden gelen telefonla çocuklar gibi sevinmiştim.
- Alu damatcuğum biz celduk.Fadime ve oğlinu taksiyle aldur.Arkadan
başka otobüsle elli haneli köyümüzün yetmiş erçeğu gelecekler.Ben
onlari karşılayacağum.Bize de otobüs cönder aldirmaya! …Fadime ve
oğluni cörmesunlar diye biz önden gelduk da…
- Tamam babacığım…Emrin baş üstüne hemen
geliyorum…Yaşassınn…Ahmet arabayı hazırla hemen Esenler’ e otogara
gidiyoruz! ...Gelmişler…
Sevinçten havalara uçacak gibiydim.Onları o kadar çok özlemiştim ki…Dünyaları verseler bu kadar mutlu olamazdım.
Arabayı park ederek onları Ahmet’ le birlikte aramaya
başladık.Giresun yazıhanesinin önünde Fadime’ nin üstünde erkek
kıyafetleri, Alibaba’ nın kucağında oğlumla birlikte bizi
bekliyorlardı.Fadime…diye bağırdım ve hasretle birbirimize sımsıkı
sarıldık.Oğlumu da kucağıma alarak öpüp, doya doya kokladım.
- Damatçiğum biraz acele edun da birazdan köylüler celecek! ...Senu ve Fadime’ yi tanimasunlar.
- Tamam Alibaba’ cığım ver şu mübarek ellerinden öpeyim…
- Öp babanun elini! ...
- Köyümüzün bütün erkeklerinin kalacak yerleri var hiç
düşünmesinler.Bir hafta istirahat etsinler.Haftaya büyük bir açılış
yapacaksınız.Lokantanın açılışına gazeteciler ve sosyeteden iş
adamlarını davet ettik.Tanıştırayım arkadaşım Ahmet bey’ le birlikte bu
işleri ya başaracaksınız, ya başaracaksınız! ...Beni lokantada
göremeyeceksiniz.Bir isteğin oldu mu Ahmet’ den isteyeceksin.Özellikle
açılışta babamla iyi ilgilen ve O’ nu kafaya al, fakat hiç açık verme!
...İlerde nasıl olsa dünür olacaksınız…
- Tamam damat sen oni merak etme ben kafalarim…he…he…
- Lokantanın organize işlerini Ahmet sorumlu olacak.Piyasayı iyi tanır.
- Ula uşşağım benim masama yazi yazdırdun mu?
- N e yazısı? ...
- “-Buranın Patronu Bu Adamdır”, yazisi…
- Aaaa…iyi fikir Kemal…Bak bunu da yazdırıp masaya koyalım.Millet biraz güler…
- Ahmet dalga geçecek zaman değil, güzel fikir yazdır masaya koy! ...
Kayınpederi otogarda bırakarak eve doğru harakete geçeriz.Fadime;
- Çemal senu çok özlemişum.Aslinda senu vurmayi bile düşündüm
nerden bileceğum senin kaza geçirduğunu…Ayağin nasil oldi? Hala aciyor
mi?
- Yok Fadime yavaş yavaş düzelecek…Seni gördüm tüm acılarım dindi.
- Bak oğlim bu senun baban…Çemal, nasil büyümüş mi oğlin?
- Hem de nasıl çok tatlı olmuş kerata.Benim küçüklük fotoğraflarıma çok benziyor.
Arkası Yarın
Yazan:Sedat ERDOĞDU 11.bölüm
Sedat Erdoğdu
______________Ab_ı Hayat Köyü - 12 -Bölüm
Bir hafta sonra lokantanın açılışı vardı ve bu süre içinde
elamanların işlerini iyi öğrenmeleri gerekiyordu.Hepsine özel
kıyafetler hazırlanmıştı. Gelen müşteriler nasıl karşılanır ve nasıl
oturtulur, masada servis nasıl açılır, servis nasıl yapılır.İçki nasıl
dağıtılır bunları öğrenmeleri için özel bir eğitmen tutulmuştu.Biraz
gırgır biraz şamatayla elamanlar işlerini iyi derecede
öğrenmişlerdi.Ahmet lokantada yaşanan olayları bana aktarırken çok
güldüm;
- Ders sırasında herkes görevini başarıyla yapıyordu, Alibaba
masa servisini açan genci çağırıp sebebsizce tokatladı.O da “-neden
vuriyosin Reis? ” diye sormuştu… “- Tabaklari kırmayasun diye şimdiden
uyariyorim da…” demez mi…
Derslerde bazıları müşteri bazıları garson olarak işlem
yapıyorlar. fiks menüyü…siks benü anlarlarmış ders hocasını bile
güldürdüler..Özellikle eğitmen Alibabaya devamlı tembihliyor “ - Sakın
müşteriye; ” - Sik sik bekleruz efendum veya siku tut! ... ”, deme,
yanlış anlaşılır sonra! ...” diye.Albaba bu dinler mi, yine
söyleyeceğini söylüyor.
Gençlerden biri garson, öbürü de müşteri rolü oynarken, müşteri kılıklı sormuşdu:
- Hangi masaya oturacağuz?
- İstediğunuz masaya oturinuz efendum fakat tabaklari kırmayun! ... dedi.
- Bir genç: “- Tütün içebilir miyim Reis? ” diye izin istedi, O
da”- hayır içemezsun “ dedi:”-Eee Reisciğum herçes içuyor da…”,
deyince.” - Olabilur onlar izun istemediler ki! …” dedi çatlayacaktım
…Alibaba, duvardaki içki rafında bulunan dolu içki şişelerinin yanına
birkaç boş içki şişesi koymalarını söyledi.Bu boş şişelerin neden
konduğunu sorduğumda ”- Ha bunlar içki içmeyenler içündür! …”, öldüm
öldüm …katıla katıla …güldüm.
- Garsonlardan biri oldukça zayıflamıştı ve hastalanmış.Doktora
gönderdik, gittiği doktor ona balık yağı yemesini ve fitil yazmış.O da
gitmiş balık pazarına, balık yağı aramış! ...Eczaneden aldığı fitili de
hap sanıp yutmuş! ...
Bir akşam hep birlikte oturduk çay içiyor ve televizyon
izliyorduk.Televizyon sipikeri, başbakanın bu gün Trabzon’ a temel atma
töreni için gittiğini söylemesiyle köylülerden biri “- Ula başbakan
Trabzon’ daki Temelleri uçurumdan aşaği atiyumuş...adimizu değiştirek!
...” diye bağırıyor…
Eğitimci bir gün Reis’ e yaşını sormuştu:
“-Biyuklu mu, biyuksuz mu? Biyuksuz on yaş genç gösteriyorim da! …”
başka bir gün de Alibaba’ ya çok metroseksüelsiniz bu günlerde Reis
diye takılılmıştı.O da tutup bir yumruk atdı.Adamın gözü morcivert.Ben
araya girip yatıştırdım neden yumruk attığını sordum:
- Bana çok metröseksisun cibu laflar edeyu…”
“- Sana kötü laf etmemiş ki iyi laf söylemiş.Metroseksüel erkek demek, bakımlı ve iyi giyinen erkek demektir”, dedim.
“- olsin, ben her ihtimale karşi vurdim! ..”diye söylendi.
Başka bir gün köyün gençlerinden biri karşımıza pırıl pırıl parlayan saçlarıyla çıktı.
Eğitmen sordu:
- Temel saçına jöle filan mı sürdün? .
- Hayir hocam zeytinyaği sürdum.
- Saçlarını beslesin diye mi sürdün?
- Hayir hocam bir şampuan adlim.Yağlı saçlar içinmüş.Saçlarimu
yağlayıp vucuduma şampuan sürdim”, dedi Kemal, ne kadar saf ve temiz
insanlar seni anlayabiliyorum.
Ahmet olanları anlattıkça gülmekten kendimi alamıyordum.
Ana yemek olan hamsinin her türlü yapılışını bildikleri için onlara
güveniyordum.Konuşmaları müşteriye doğal gelecekti.Köyün insanlarının
kalbinde hiç kötülük yoktu.Öğrendiklerini başarılı bir şekilde
aktaracaklarından emindim.Zaten bir çoğu yıllardır dışarıda
lokantalarda çalıştıkları için az çok işe aşinalıkları vardı.
Arkası Yarın
Bölüm - 12 -
Yazan:Sedat ERDOĞDU
_______________
Ab_ı Hayat Köyü - 13 -Bölüm
Fadime ilk defa köyünden uzak kalmanın, şaşkınlığı içindeydi.Bana
devamlı Giresun’ dan bindikleri otobüsden ve yolculuk sırasında gördüğü
büyük binalardan bahsetti durdu.Mola sırasında, hayatında ilk kez
gördüğü televizyon bile onu ürkütmüştü.İstanbul’ un büyüklüğü ve
trafiği karşısında iyice afalladı.Eve ilk geldiğimiz anı hiç
unutamam.Ahmet bizi otagardan alıp eve bıraktığında, onüç katlı binanın
en son katını elimle işaret ettim:
- Bak Fadime! ...İşte oturacağımız ev en son kat…
- Haçan biz oraya nasil çıkacaz da…Çıkıncaya kadar öğlen olirrr…
- Merak etme sen merdivenle değil asansörle çıkacağız.E hadi girsene asansöre! ...
- Ha bunun içinden nasıl çıkacağuz…
- Bak burada 13 tane düğme var şu alttaki Z düğmesi de Zemin kat.Kaçıncı kata çıkmak istersen o numaraya basacaksın.
- İnerçen de iniyor mi bu meret?
- Evet sokak kapısına varmak için Z düğmesine basacaksın.Asansör altı kişiliktir altı kişiden fazlasını çekmez.
- E bekleyelum içinde, biz uç kişiyuz.Uç kişu daha gelsun…
- Fark etmez altı kişiden fazlasını taşımaz, fazla ağır olmamalı insanlar değilse çekmez.
- Yani o zaman benu taşımaz bu alet…
- Neden?
- Sen yokken hep ağir takiluyordim daaa! ...
Fadime eve ilk girdiğinde dubleks evin büyüklüğü karşısında şaşkına
dönmüştü.Bütün odaları merakla gezmiş, çocuk odasını ve oğluma aldığım
oyuncakları bile hayretle incelemişti. Evde O’na yardımcı olması için
hizmetçi almıştım.Ev işlerinde ve sokak alışverişlerinde ona refakat
edecekti.Özel öğretmenler sayesinde yetişmesini ve son derece modern
bir bayan olmasını, kendine güven duymasını arzuluyordum.Ailemle
tanıştığında tam onların istediği gibi bir bayan olmalıydı.
Ahmet Lokantanın açılışı için davetiyeler bastırmış,
gazetecileri, politikacıları ve ünlü iş adamlarını davet etmişti.Ben
kesinlikle görünmeyecektim.Zira köylüler beni tanıyordu.
Ertesi gün lokantanın açılışı vardı.Açılışın sonucunu Ahmet’ den öğrenecektim.
Açılış günü cep telefonum hiç susmadı.Ahmet açılışın muhteşem
olduğunu, elamanların esprili hizmetleriyle gelenleri gülmekten kırıp
geçirdiklerini, kayınpederin babamı iyice kafaya aldığını anlattı
durdu.
Sabah gazetesi köşe yazarı Hıncal ULUÇ’un köşesinde lokantadan,
yemeklerden ve çalışanların doğallığından övgüyle söz etmesiyle müşteri
potansiyeli artmıştı.Babam bile her hafta uğramadan edemiyordu.Beni de
çok götürmek istedi, ben hamsiden hoşlanmadığım yalanını uydurdum…Zira
köylüler beni görse vururlardı.Onlar, benim Fadimeyi’ yi kandırıp
bırakıp kaçtığımı sanıyorlardı.
Hafta sonlarımı Fadime ve oğlumla gezerek
değerlendiriyordum.Onları İstanbul’un en güzel tarihi ve turistik
yerlerine gezmeye götürüyordum.Fadime gün geçtikçe değişiyor ve
eğitimde hızla ilerliyordu.Boş zaman buldukça kitap okuyordu.İlk
geldiği zaman benden roman almamı istemişti.
” - Ağır mı olsun? “, diye sorduğumda;
“- Hayır ağır olmasın taşıyamam! ...” diye verdiği cevaba şimdi
kendisi bile gülüyordu.Artık diksiyonu düzelmişti.Giyim kuşamı ve
zerafetiyle beni oldukça şaşırtıyordu.Aradan tam üç yıl geçmişti.1.80
lik boyu ve düzgün fiziğiyle göz kamaştırıyordu.Bütün gözlerin üzerinde
olmasından doğrusu oldukça rahatsız oluyordum.Kim bilebilirdi ki
yirmibir yaşındaki bu bayanın dört yaşında bir çocuğu olduğunu! …Üç
yıldır köyüne de gitmemişti.Ninesini,Annesini ve kardeşini çok
özlediğini söylüyordu.Ben de sabretmesini düğünümüzü yaptıktan sonra
her yıl 33 günümüzü köyde geçireceğimize söz verdim.Babası köye
giderken ailesine en güzel hediyeleri alıp onlara götürmesi için
hazırlıklar yapardı.Babası köyden dönünce onları merakla sorardı.
Babamla kayınpederim çok iyi arkadaş olmuşlar fırsat buldukça
tavla partisi düzenliyorlardı.Kayınpederim, babamı nasıl yolduğunu
anlattıkça keyfine diyecek yoktu.Alibaba çok iyi para
kazanıyordu.Kazandığı paralarla gururundan bana olan lokanta borcunu
bile çoktan kapatmıştı.Kendi kazandıkça çalışanlara da en güzel maaşı
veriyordu.Herkes halinden memnundu.
Ehliyetsiz bindiği araçla ters şeritlere, kaldırımlara girip
polislerden ceza yiyip duruyordu.Bir gün ehliyet soran bir trafik
polisine:
- Verduniniz miku soruyosinuz! ...
başka bir günde yeşil ışıkta aniden durunca başka bir araç arabasına arkadan çarptığında:
- Hey yeşil ışıkta durulurmu, laz mısın sen?
- Haçan nerden anladun laz oldiğumi...bende renk körlğu var evlat yeşilu kırmizu sanmiştum! ...borcum neysem öderum...
Arkası Yarın - bölüm 13 -
Yazan: Sedat ERDOĞDU
______________
Sedat Erdoğdu
Ab_ı Hayat Köyü - 14 -Bölüm
Bu gece, Fadime’ nin yanına gidemeyecektim.Babam eve çok sevdiği
arkadaşını yemeğe davet ettiğini, evden bir yere ayrılmamamı
söyledi.İstemeye istemeye kabul ettim.Annem, Nilgün’ ü de yemeğe davet
etmişti.Salondaki masa, son derece şık hazırlanmıştı.Nilgün,
kendisinden gittikçe uzaklaştığımın farkındaydı.Eski günlerin hatırına,
O’ nu incitmemeye çalışıyordum.Nihayet beklenen an gelmişti.Kapının
zili çalmasıyla babam ve annem kapıyı koşuştular.Dışarıdan gelen
seslerden misafirlerin geldiği anlaşıyordu.
Gelen misafirlerin salona geçmeleriyle, sersemletici bir darbe
yemiş gibi oldum.Gelen Alibaba ile Fadime’ den başkası değildi…Babam
beni tanıştırmak için hamle yaptı;
- Bak Temel Reis, bu benim oğlum Kemal…
- Uyyy uşşağum Babanun yıllardur söz ettiği adam sen misun? Taniştuğumuza sevindum…Bu da kızim Fatoşşş…
- Hoş geldiniz hanımefendi çok memnun oldum! ...
- Ben de memnun oldum Kemal bey…
Fadime bozuntuya vermeden, rolünü o kadar güzel oynuyordu ki ben
bile ne diyeceğimi şaşırdım! ...Gelmeden önce saçlarına dalga
yaptırmış, kendisine yakışan mor bir gece elbisesi ve boynuna da benim
daha önce annemden aşırıp kendisine hediye ettiğim elmas gerdanlığı
takmıştı.İçimden “-Eyvah! ... annem görmese bari…”, dedim.Annem babama
eliyle işaret edip hafifçe kulağına, “- Bey ben sana gösteririm gününü,
hani benim kolyeden dünyada eşi benzeri yoktu! ...” diyordu.Annemin
değerli mücevherleri, bankanın kasasında emaneten duruyor ve anahtarı
sadece bendeydi.
Fadime’ nin güzelliği ve zerafeti karşısında büyülenen babam ve
annem, benden Alibaba’ ya övgü dolu söz ediyorlardı.Kendisinin ikinci
plana atıldığını hisseden Nilgün, neredeyse kıskançlıktan
çatlayacaktı.Durmadan lafa karışıyor ve Fadime’ yi komik duruma sokmak
için elinden gelen her şeyi yapıyordu.Fadime’ nin akıllıca verdiği
cevaplar karşısında, sonunda pes etmek zorunda kalmıştı.Yemekten sonra
işleri olduğunu bahane ederek aramızdan ayrıldı.Annem sordu;
- Temel bey, eşinizle ne zaman tanışacağız?
- Eşum Giresun’ da finduk tarlalarımızun başindadur.Biz çok zengun bir aileyuz, ha buraya gelursa bahçelerle kim ilgilenecek?
- Kızınızın konuşması gayet düzgün hiç size benzemiyor.
- O büyük tahsilludur.İstanbul’ da yetişdu…Üstü açık üniversute işletme tahsilu yapdi.Açik citaplar okir! ...İyi işletur! ...
- Maşallah çok güzel ve akıllı bir kızınız var.Oğlum da beğenirse
isteriz valla…Kemal nasıl güzel kız değil mi, isteyelim mi babası da
buradayken?
- Hemen isteyin ben de bugünü bekliyordum, ilk görüşte aşık oldum! ...
- Fatoş sen ne diyorsun kızım, beğendin mi bizim oğlanı?
- Evet beğendim Timur bey, yine de büyüklerimiz bilir.
- Tamam o zaman Allahın emri, Peygamberimizin kavliyle oğlumuz Kemal’e kızınız Fadimeyi istedik gitti.
- Ben de verdum gitdu! ...
- Düğün davetiyelerimizi hazırlatalım bir aya kadar düğünü yaparız.Düğünümüzü Hilton otelinde yapalım ne dersiniz çocuklar? ...
Be n söze karışırım:
- Hayır bence Temel Reis bey' in lokantasında yapalım! ...
- Evvet güzel fikir...Gelenlere de hamsi armağan ederiz...Hamsi kolonyasıyla, hamsi çikolatası da var mıdır acaba? ...
Ertesi gün Fadime’ nin yanına uğradığımda sevinçten deli
gibiydim.Nihayet istenen sonuca yavaş yavaş yaklaşıyordum.Fadime öyle
güzel rol yapmıştı ki anlatıp anlatıp kahkahayla gülüştük…Annem ve
babam Fadime’ yi çok beğenmiş hayran olmuşlardı.Tam şanlarına yakışır
zengin bir gelin bulmuşlardı.Annem,”- Fatoş’ un kolyesine kafayı
takmıştı:” - satsan en az bir daire parası eder, tam bize yakışır bir
aile.Kızı çok beğendim…”, diye söylenip durdu.Arada bir bana kolyesinin
kasada olup olmadığını soruyordu.Bende kolyenin emniyetde olduğunu,
kasanın anahtarlarının da bende olduğunu söylüyordum.
Yarın Arkası Son olacak
Bölüm - 14 -
Yazan:Sedat ERDOĞDU
Sedat Erdoğdu
___________________
Ab_ı Hayat Köyü - 15 - SON Bölüm
Fadime’ yi yanıma alıp, gelinlik seçimi için ünlü modacı arkadaşım
Cemil İPEKÇİ’ ye götürdüm.Cemil bey Fadime’ yi görünce hayranlıkla
süzdü…
- Cemil bey nişanlım Fatoş için sizden, beğeneceği bir gelinlik dikmenizi istiyorum.
- Güzele ne giyse yakışır Kemal…Süper bir seçim
yapmışsın.Mankenlere taş çıkartır.Nişanlına izin verirsen tabi kendisi
de isterse, O’ nu hafta sonu sunacağım defilemde podyumda görmek
isterim? Podyuma çıkarsa gelinlik benden düğün hediyesi…
- Bence mahzuru yok, açık saçık olmaması kaydıyla olur.Senin defilende yer alması bizim için şereftir…Ne dersin Fatoş?
- Bilmem! ...Acaba başarılı olabilir miyim?
- Bence başarılı olacaksın! ...
Annem ve babamı da yanıma alıp, defile salonunda ayrılan
yerlerimize oturduk.Bütün sosyete oradaydı.Nihayet açılış
yapıldı.Fadime’ yi podyumda gören ailem şaşkınlık ve gurur içinde
seyrettiler.Annem gördüğü arkadaşlarına Fadime’ yi göstererek,” – Bakın
bu benim gelinim”, diyerek hava atıyordu.Fadime düğün için kendisine
dikilen gelinlikle final yaptı.
Ertesi gün bütün basın ve televizyon Ondan bahsetti
durdu.İstemeden şöhret olmuştu.Gelen defile tekliflerinin ve fotoğraf
çekimlerinin ardı arkası kesilmiyordu.
Bundan böyle ailemin zengin ve ünlü bir gelinleri olacaktı.Ne şiş yanacaktı ne kebap…
Düğün günü gelip çatmıştı.Düğünümüzün yapılacağını haber alan basın yayın ve davetli grubu misafirler, salonda toplanmıştı.
Bu düğünün, Temel Reis’ in kızı Fadime ile Kemal’ in düğünü
olduğundan habersiz Lokanta çalışanları olan bitene anlam
veremiyorlardı.
Biz düğün marşı ile salona kolkola girdik.Masaya oturduğumda beni gören garsonlar birbirlerine haber vermeye başladılar.
- Haçan Çemal gelmiş utanmadan ha bizum lokantada düğün yapiyy.Fadime’ye ne olacak şimdu? Koşin uşaklar saldirun…
Bunu duyan aşcısı, bulaşıkcısı, garsonu ellerinde kesici aletlerle üstüme saldırdılar…
Fazla dayanamayan Fadime duvağını kaldırdı;
- Haçan uşşaklar yetdu artik…Aha ben Fadime! ...
- Uyy Fadime sen ne zaman geldun buralara…Kari kısmi köyden çıkar mi?
- Yıllardır bizu türlü hikayelerle uyutmuşlar.Kadınlar medeniyet
tanımasın ki kocalarının kölesi olsunlar.Aha bundan sonra köye gidip
onlara medeniyet aşılayacağım…Köyümüze okul, yol, su, elektrik, hastane
ve hatta altın kaplamalı tuvalet bile yaptiracağum! ...
- Yaşasın bizum Fadime bu…Çemal’ le nikah basiyur... helal olsin kiz sana…
Annem, babam ve davetliler büyük bir şaşkınlık içinde bizi
seyretmektedir.Alibaba koşarak arka odadan getirdiği oğlumu babamın
kucağına verir;
- Al bakalum Timur Bey…Torin torin diye tuttirdun bu senun hazir torinun Temel…
Gözümün içine “ – Doğrumu bu? ...” der gibi bakan babama kafamı sallarım, annem baygınlık geçirir.
Babam, “ - Ulan eşşekoğlu eşek ne haltlar karıştırmışsın da
haberimiz yok.Neden torunum olduğunu daha önce haber vermedin? ”
diyerek sevinçten havaya ateş eder.Bunu gören Temel Reis durur mu, O da
silahını ateşler.Horonlar eşliğinde nikahımız kıyılır.
Basın yayın ve televizyonlara iyi bir haber malzemesi daha çıkmıştı.
Düğünümüzü Mayıs ayının son günlerine denk getirmiştik ki balayını
33 gün köyümüzde geçirebilelim.Artık ayağım da iyileşmişti.Köye
tırmanabilecektim.
BİTTİ
yAZAN:SeDaT ErDoĞdU
Sedat Erdoğdu
